Her yönden kuşatılmış bir şehirde savaşın ortasında kalan insanlar, her yeni güne hayatta kalma mücadelesiyle başlar. Açlık, yetersiz sağlık hizmetleri ve giderek tükenen kaynaklar, gündelik yaşamın bir parçası hâline gelirken, savaşın yarattığı korku ve belirsizlik de şehir sakinleri üzerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturur. En temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için dahi zor kararlar vermek zorunda kalan insanlar, tüm yıkıma rağmen normal hayatlarından geriye kalanlara tutunmaya çalışır.